Kategoriler
Anlatım Linux

Xrandr Komutu ile Çift Monitör Ayarı

 

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı üzerinize olsun,

Bu anlatımda kısaca nasıl iki ekran kullanacağınızı anlatacağım.

Diyelim ki iki tane monitörünüz var ve masaüstünü uzatarak ikisini birden kullanmak istiyorsunuz. Bunun için öncelikle monitörlerin sistemdeki adını öğrenmeniz gerekiyor. Ekseriyetle laptoplar için LVDS ve masaüstü bilgisayarlar için VGA kullanılır. Ekran uzatma işlemini yapmadan önce bunu iki bilgiyi elde etmeniz gerekiyor. Bunun için komut satırına xrandr yazmanız yeterlidir. Ekranda bilgisayara bağlı monitörlerin listesi çıkar. Hatta ayrıntılı bir listedir. Siz sadece en baştaki bilgileri kullanacaksınız (örn. LVDS1 veya VGA1 gibi.).

Xrandr Monitör Listesi
xrandr komutunu kullanarak bilgisayara bağlı monitörleri öğrenin

Daha sonra sıra, ekranların hangisinin sağda hangisinin solda olduğunu bilgisayara söylemeye geliyor. Bunun için yine aynı komutu farklı parametrelerle kullanıyoruz. Yön ayarlamasını yapmadan önce birincil ekranın hangisi olduğunu bilgisayara söylememiz gerekiyor. Bunun için:

UYARI: Tek – gibi görünenler aslında çift olacak. Yan yana iki tane yazında tek gibi gösteriyor. Kusura bakmayın. :/

xrandr –output <EKRAN01> –primary

komutunu kullanıyoruz. Son olarak da ikincil ekranın bu ekranın ne tarafında olacağını söylememiz gerekiyor. Bunun için de 4 farklı yön parametremiz var. Genel kullanımı ise şu şekilde:

 Ana ekran yukarıda: xrandr –output <EKRAN01> –above <EKRAN02>

Ana ekran aşağıda: xrandr –output <EKRAN01> –below <EKRAN02>

Ana ekran sağda: xrandr –output <EKRAN01> –right-of <EKRAN02>

Ana ekran solda: xrandr –output <EKRAN01> –left-of <EKRAN02>

NOT: Eğer ekranları uzatmak yerine iki ekrana da aynı görüntünün olmasını isterseniz same-as komutunu kullanabilirsiniz. Yani:

xrandr –output <EKRAN01> –same-as <EKRAN02>

Kategoriler
Günlük

Türlü’nün Hikayesi

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı üzerinize olsun,

Bugün bir yemek olan türlü hakkında yazmak istedim. Bu yemeğin nasıl ortaya çıktığını merak ediyorum. Herhalde bu yemeği ilk defa yapan teyzem çok açtı. Hani öyle bir haldeydi ki demek ki, evde bisküvi bile yoktu. Bisküvi yada şu İlkler var ya hani BİM’de satılan, en azından azıcık tutar da sonra gider bir şeyler alır insan, ne bileyim. Ama belli ki parası da yokmuş dışarıdan bir şey almaya. Artık ay sonundan bir gün evvel miydi neydi bilmiyorum. Besbelli evde de böyle adam akıllı bir şey yoktu sebze namına. Baktı bir poşette azıcık patlıcan var. Diğerinde de çok az kabak. Arka taraftaki poşette bir papates. Köşede bir soğan. Dolabın kapağındaki salçanın dibinde az bir şey kalmış. Sonra düşündü ki tek başına bunlarla yemek yapamayacak, en iyisi hepsini birleştirip ortaya bir yemek çıkartmak… Yemeği üşenmeden yapmış ve afiyetle de yemiş. Sonra artık beğenmişse demek ki yaptığı yemeği, bir de üzerine isim koymuş “Türlü” diye, içeriğiyle müsemma…

Zeytinyağlı Türlü

Sevmiyorum diyemem lakin seviyorum da diyemiyorum. Türlü’nün sevmediğim tarafı adam akıllı hiçbir sebzenin tadını alamıyor olmam. Ne kabağın tadı geliyor ağzıma, ne patlıcanın, ne patatesin. Ben de hepsini ayrı ayrı yiyorum ki ayrı ayrı her sebzenin tadını alayım. Bu sefer de sofrada 3 yemek varmış gibi oluyor. (:

Tuhaf olan şey de şu ki herşeyi karmakarışık olan bu yemeği, yeni nesil neden sevmiyor? (:

Allah ‘a emanet olunuz efendim (: