Duâ Kağıdı

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı üzerinize olsun

Kendim için hazırladığım bir duvar kağıdını sizinle paylaşmak istedim.

Duvar kağıdı verimli, bereketli çalışma için, Allah ‘ın yardımına mazhar olmak için, işte muvaffak olabilmek için yaygın olarak okunan duâları içeriyor. Duâları nereden aldığımı ve kaç kere okunması gerektiğini de sonuna daha ufak boyutta yazdım.

Belki eklemeler yapmak istersiniz, boyutlarını değiştirmek istersiniz ya da farklı renklerde duvar kağıtları oluşturmak istersiniz diye Photoshop belgesini de koyuyorum.

Selam, duâ ve muhabbetle,
Allah ‘a emanet olunuz.

Photoshop Belgesi | Duvarkağıdı (1440×900) 

ise_baslamadan_once_1440_900

Tasarım Harikası Derken?

Allah ‘ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı üzerinize olsun.

Tasarım harikası beyaz eşyalar kime göre, neye göre tasarım harikası?

Beyaz eşyalar tasarlanırken her ülkenin kültürü, alışkanlıkları, yaşam koşulları yani hayat standartları göz önüne alınıyor mu bilmiyorum. Ayrıca bizim için konuşursak, Türkiye’de satılan beyaz eşyaları, uluslararası firmalar için, Türk endüstriyel tasarımcıların tasarladıklarından da emin değilim. Bununla birlikte, Türk endüstriyel tasarımcıların da batıdan esinlendiklerinden hiç şüphem yok.

beyaz esya

 

Ne kadar batılılaşsak da geçmişten gelen bir kültürümüz var. Kendimize has bir tarzımız var. Belirli ortalama bir hayat standardımız var. Bizde hala doğu kültürü var. Fakat aldığımız eşya batılı. Dolayısıyla bize pek de uymuyor.

buzdolabı

Bunların yanı sıra, tasarım harikası olduğunu düşündükleri beyaz eşyaları tasarlayan endüstriyel tasarımcılara, tasarladıklarını en az bir yıl kullandırtmak lazım diye düşünüyorum. Çünkü pek de kullanışlı değil. Bilhassa buzdolapları için bu böyle. Eğer kendileri kullanırsa belki kötü taraflarını görüp buna göre iyileştirme yapabilirler.

Allah ‘a emanet olunuz.
Selâm, dua ve muhabbetle.

Yeni Hicrî Yıl Yaklaşırken

Allah ‘ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı üzerinize olsun.

Yeni hicrî yıl yaklaşırken bu yeni yılı nasıl karşılamamız gerektiği üzerine ufak bir hadis araştırması yaptım. Bulduğum yaygın hadislere göre şunları yapabiliriz:

1- Zilhicce ‘nin son günüve Muharrem ‘in ilk günü oruç tutmak [50 senelik günahlar kefâret edilir + 30 günlük oruç sevabı]

2- Aşura gününde ve o günden ya bir gün önce ya da bir gün sonra oruç tutmak [geçmiş senenin günahları affedilir + 60 günlük oruç sevabı]

3- Perşembe, cum’a ve cumartesi günü oruç tutmak [her gün için 900 senelik ibadet sevabı verilir + 90 günlük oruç sevabı ]

4- Eyyam-ı biyd oruçlarını da ekleyebilirsiniz [Eyyam-ı biyd + 90 günlük oruç sevabı]

“Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah’a izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur.” (Riyazü’s-Sâlihin, II, 504)

“Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah ’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (Müslim, Ebu Davud)

“Ramazan’dan sonra en üstün oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlarından sonra en değerli ve üstün namaz gece yarısında kılınan (teheccüd) namazıdır.” (Ebu Hureyre (r.a.), Müslim)

“Haram aylardan herhangi birisinin bir gününü oruçlu geçirmek, başka bir ayın otuz gününü oruçla geçirmekten daha efdal ve üstündür. Ramazan ayının bir gününün orucu, haram ayların otuz gününün orucundan daha efdaldir.” (İhya-ı Ulum’id-Din – İmam-ı Gazalî)

“Zilhicce’nin sonuncu günü ile Muharrem’in ilk gününü oruçlu geçiren kişi geçen seneyi oruçla bitirmiş, gelecek seneyi de oruçla karşılamış olduğundan Allah-ü Tealâ ona elli senelik kefaret yazar.” (Gunyet’üt Talibin – Abdülkadir Geylanî k.s.)

“Aşura günü orucunu tutun, fakat -Aşure gününden bir gün önce veya bir gün sonra da (9-10, veya 10-11. günü) oruç tutmak suretiyle- Yahudilere muhalefet edin” (İbn Abbas / Ahmed b. Hanbel / bk. İbn Hacer, 4/245)

“Aşûra gününde tutulan orucun, bir yıl önce işlenen hata ve günahların bağışlanmasına vesile olacağı müjdelenmiştir.”(Riyâzü’s-Salihin, II, 509)

“Kim haram aylarda(n olan Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb’de) üç gün oruç tutarsa, o kişi için 900 yıllık ibadet sevabı verilir.” (Enes r.a.)

“Resulullah buyurdu ki her kim herhangi bir haram aydan Perşembe, Cuma ve Cumartesi olmak üzere üç günü oruçlu geçirirse, kendisine (her güne karşılık) 900 sene ibadet sevabı yazılır.” (Taberani)

“Her kim Muharremden bir gün oruç tutarsa ona her güne karşılık 30 gün (oruç sevabı) vardır.” (Gunyet’üt Talibin – Abdülkadir Geylanî k.s.)

“Kim, muharrem ayından bir gün oruç tutarsa, o ayda tuttuğu her gününe karşılık o kimse için otuz sevap vardır.” (Abbas, İmam Suyuti)

Selâm, duâ ve muhabbetle,

Allah ‘a emanet olunuz.

Safları Sıkı Tutma Yöntemi – 2

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı üzerinize olsun.

Geçenlerde safları sıkı tutma üzerine bir yazı yazmıştım. Bu yöntem kişinin bulunduğu saf için geçerliydi. Fakat bir öndeki saftaki boşluğu doldurmaya yönelik değildi. Bu sefer aklıma başka bir fikir geldi.

Fikrimi yeterince olgunlaştıramadım aslında. Üzerinde biraz daha düşünmek gerek. Uygulama olarak ilki kadar pratik ve ucuz değil. Ben yine de sizinle paylaşayım istedim. Belki zihninizde bir ampul yanar. Buradaki asıl maksadım zaten sizi düşünmeye sevk etmek 🙂

Yesilden kirmiziya camii halisi

Camii halılarının renkleri en ön safından arkaya doğru yeşil, sarı ve kırmızı olacak. Renklerin anlamı şu; yeşil en çok sevap alınan, sarı biraz daha az ve kırmızı da artık “biraz daha erken gel hacı!” der gibi. Camiinin girişine de bilgilendirici renkli bir poster asılır. Evet kabul ediyorum biraz çocukça, biraz oyun gibi. Hatta bu yüzden bu fikrin daha uygulaması kolay bir hali yazın Kur’an kurslarında uygulanırsa çocuklara bu hassasiyet aşılanmış olur. 😛 🙂

Aklıma başka fikirler de geliyor aslında. Mesela ön saflara doğru halıların kokusu daha da güzel olsa nasıl olurdu? Açıkçası benim için bir cazibesi olurdu 🙂 Ya da bir öndeki safın ayak basılan yerine x2 falan yazsak? 🙂 Çünkü sevaplar imamın arkasından doğru bir sağa bir sola olarak yayılıyor ya, heh işte bir öndeki safa geçmek (eğer saf uzunsa) bayağı avantajlı 🙂

Ne buuu? Akademisyen kafası…

Selâm, duâ ve muhabbetle,
Allah ‘a emanet olunuz.

Diyene Bak

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, affı, mağfireti, rızası üzerinize olsun,

Bilhassa sosyal medyada (Müslümanlar arasında) sıkça yaşandığını gördüğüm bir şey var. Bunu zamanında ben de yapmış olabilirim. Allah cümlemizi affetsin. (Âmin)

Şimdi, kendimde fark ettiğim bu şeyi, sizinle de paylaşmak istiyorum.

A grubunun üyesi B grubunu bir sebepten ötürü eleştiriyor. Ha bu arada A ve B ille grup olmak zorunda değil bunlar kişi de olabilir. Bunu duyan/okuyan B grubu mensubu mübarek zat hemen yapıştırıyor cevabı “Diyene bak! Sen ne kadar hassassın ki?… Ne kadar kurallara uyuyorsun ki?…”. Mesela en sık yaşanan konuşmalardan biri şallı hanımların şallarını gevşek bağlamaları konusu.

Bunun bir kaç sebebi var sanırım. Birincisi karşımızdakini de aşağıya çekerek karşı tarafa göre göreceli olarak konumumuzu korumamız. Bir diğeri o anki suçlu durumdan kurtulmak için karşı saldırıda bulunma isteğimiz olabilir. Üçüncü olarak da ki bence en mantıklısı bu; vicdanımızı rahatlatma çabamız olabilir. Yani kusuru o kadar da önemli değilmiş gibi algılamaya başlamak/çalışmak.

Fakat bunlardan yada bunların dışındaki ne sebeplerden ötürü olursa olsun, bu cevap problemimizi çözmüyor. Bizim bu yaptığımız doğru değil. Bizim bu yaptığımız aslında bir diğer kusurlu hareket. Biz böyle bir cevaptan sonra o yanlış her ne ise onu yapmaya devam ediyoruz. Burada atladığımız bir şey var; bu sözü bize gerçekten kim söyledi?

Görünene bakarsak Allah ‘ın bir kulu… Bize sorsalar bizden daha aşağıda bir kul. Fakat görünmeyen bir kısım var. Aslında o muhteremi bize gönderen kim? Allah. Tatlı yahut sert uyartan, ikaz ettiren kim? Allah. Daha da geriye gidelim; o işi yapmamamızı taa en başta emreden kim? Yine Allah. “Yaaa tabi canım orası öyle de…” dediğiniz duyar gibiyim… Eeee o zaman? Orası eğer öyleyse?…

Bundan sonrasını söylemeye gerek yok. Siz bundan önce farketmediyseniz de zaten meseleyi anladınız. Bundan sonrasını tarif etmeye, anlatmaya gerek yok.

Gelin bir duâ ile bitirelim.

Allah (c.c.), bize,  kendilerini sevdiği, kendilerinden razı olduğu, bize kusurlarımızı tatlı dille söyleyen dostlarını dost edindirsin. Rabbimiz (c.c.) o kusurlarımızı en güzel şekilde düzeltmeyi, onlardan kurtulmayı nasip etsin. Ve Rabbimiz (c.c.) o dostlarını sevdiği gibi bizi de sevsin ve onlardan razı olduğu gibi bizden de razı olsun. (Âmin)

Selam, duâ ve muhabbetle,
Allah ‘a emanet olunuz…

Gebze Teknik Üniversitesi’ne Nasıl Gidilir?

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, affı, mağfireti, rızası üzerinize olsun,

Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) ‘ni kazanan pek çok öğrencinin kara kara düşündüğü şeylerden biri İstanbul ‘dan okula nasıl gidileceğidir. Ben size şu ana kadar bulduğum alternatif yolları sıralayayım:


Daha Büyük Görüntüle

1- Gebze-Harem Minibüsleri:
Harem ‘den kalkıp Gebze merkeze kadar giderler. Yolculuk Göztepe Köprüsü ‘nden Çayırova McDonalds ‘a 1,5 saat kadar sürüyor. Yol ücreti ben en son bindiğimde 3 TL civarıydı. Fakat bu epeyce bir süre önceydi. Şuan daha fazla olabilir.

Gebze_Harem_Minibüs

2- Banliyö:
Eski Haydarpaşa – Gebze trenlerinden bahsediyorum. Artık Marmaray olarak geçiyor. Şuan bildiğim kadarıyla kullanılmıyor çünkü YHT çalışmaları var. Fakat 29 Ekim ‘de Pendik-Gebze arası seferlerin başlayacağı söyleniyor. Üniversitenin çok yakınında bir istasyon (Fatih) var. Tren kullanıma açıldığında buradan Pendik ‘e ve devamın Marmaray sayesinde karşıya bile gidebilirsiniz. Yolculuk eskiden Göztepe-Fatih istasyonu arası 40 dk civarıydı. Yeni trenler sayesinde bu süre belki biraz daha kısalır.

Gebze_toplu_tasima_ulasim

3- Kadıköy-Kartal Metro & 17B:
Malumunuz M4 metrosu açıldı. Göztepe ‘den Kartal ‘a gidiş (yeryüzünden yerdibine inip oradan tekrar yeryüzüne çıkmayı da katarsak, çünkü ciddi vakit alıyor) 35-40 dk sürüyor. 17B ise IETT ‘nin tren çalışması sebebiyle koyduğu ve eskiden Pendik-Gebze arasında çalışırken şimdi Kartal-Gebze arasında çalışan otobüstür. Kartal Köprüsü ‘nün Kartal sahiline inen yolun üzerindeki duraktan kalkar. Tek bilettir. Kartal – Gebze arası 40 dk kadar sürmektedir. Okulun yakınında bırakır. Her 15dk bir olmakla birlikte yoğunluğun azaldığı zamanlarda bu otobüs yarım saate bir kalktığı da olmuştur. Tecrübeyle sabittir. Tabii otobüs bozulmuş olabilir. Bazen öyle oluyor. Daha doğrusu biz bilmiyoruz da şoförlerin bize söylediği budur.

4- 130Ş & 500T:
Üniversite, Tuzla (İstanbul) ile Gebze (Kocaeli) sınırında yer almaktadır. Gebze tarafındaki mahallenin ismi Çayırova ‘dır. Tuzla tarafındaki mahalle de Şifa Mahallesi ‘dir. Bu iki otobüs ile okula gelmek isterseniz Şifa Mahallesi’nde inip 2 kmlik yolu yürümek zorundasınız. Bu arada 2 kmlik yol indiğiniz yer ile Bilgisayar Mühendisliği arasındaki yoldur. Kimya ve Biyoloji bölümleri bizden de uzaktalar. O zaman herhalde 2,5 km yürümeniz gerekir. Eğer bu yolu seçecekseniz bir yürüyüş ayakkabısı alın 🙂

IETT_131T_522

5- M4 Metrosu & KM10:
Daha önce M4 metrosundan bahsetmiştim. Eğer okumadıysanız madde 3 ‘ü okuyunuz. KM10 ‘da 17B gibi özel bir otobüstür. Tam olarak nereden kalktığını bilmiyorum. Fakat sabah saat 08:00 – 08:10 civarında E5 üzerindeki Kartal Köprüsü’nün Gebze istikametinde giderken sağda kalan otobüs durağından geçmektedir. Özel olarak saat 08:00 otobüsü üniversiteye gelmektedir. Akşam da 16:00 ve 17:00 ‘de aynı şekilde okulun önündeki servis alanından kalkar ve M4 metrosuna gider. Yol E5 trafiğine bağlı olmakla birlikte takriben 30 dk sürmektedir.

Yolunuz açık olsun (âmin).
Allah ‘a emanet olunuz.
Selam, dua ve muhabbetle…

GTÜ vs BOUN

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, affı, mağfireti, rızası üzerinize olsun,

Kız kardeşim bu sene liseden mezun oldu ve Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü kazandı. Akşam yemeğinde kayıt günü ne yaptığını, gününün nasıl geçtiğini sormuştum. Konuşmamızın sonunda üniversitelerimizin kampüsünü yarıştırırken bulduk. Buyrun kimin üniversitesi daha iyi siz karar verin.

  • BOUN boğaza nazır. GTÜ kocamaaaaan bir denize (Marmara) nazır.
  • BOUN’da kediler var. GTÜ’de kediler, köpekler, kırlangıçlar, martılar, yılanlar! (vallahi billahi gördüm), tavuklar, inekler hatta leylekler bile var. Ha bir de geçen gün hava uçan 4 kanatlı ayy pervaneli bir şey gördüm. Onu da sayabiliyor muyuz bilmiyorum.
  • BOUN’na yeni metro yapıldı. GTÜ’nün tam ortasından YHT geçiyor.
  • BOUN’nun kampüsü yeşil. GTÜ yemyeşil. Öyle ki iki hafta içinde çatlamış toprak yemyeşil olabiliyor. Ayrıca bir sürü meyve ağacı var. TSE, sağolsun, zamanında buralara meyve ağaçları dikmiş herhalde. Gidip dalından organik dut, elma, armut, kirazımsı-vişnemsi birşey yiyebiliyoruz mesela.
  • BOUN’un tarihi binaları var. GTÜ’nün tarihi, yarı taştan yarı betondan tarihi devlet binaları, memur lojmanları, bekçi kulübeleri var.
  • BOUN’un ortasından geçen deresi yok. GTÜ’nün kampüsünü ortadan ikiye ayıran ve kış aylarında taşabilen deresi var.
  • BOUN’da cami yok. GTÜ’nün camiisi var.
  • BOUN’un giriş kapısı eski püskü. GTÜ’nün giriş kapısı uzayımsı gibi değişik.

Daha pek çok şey bulabilirim ancak BOUN’u daha fazla ezmek, üzmek istemiyorum. O yüzden burada bırakıyorum. 😛

Allah’a emanet olunuz.
Selam, duâ ve muhabbetle.

Hastalık, Kıtlık ve Zulmün Sebepleri (Alıntı)

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, affı, mağfireti, rızası üzerinize olsun.

Abdullah İbn-i Ömer (r.anhumâ) anlatıyor:

“Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mescidinde on kişi vardı: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, İbn-i Mesûd, Muâz b. Cebel, Huzeyfe, Abdurrahman b. Avf, Ebû Saîd radıyallâhu anhüm hazretleri ve ben de onuncu kişiydim. Ensardan bir genç geldi ve Resûlullâh’a (s.a.v.) selam verip oturdu. Sonra da

“Yâ Resûlallâh! Mü’minlerin hangisi en faziletlidir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

“Ahlâkı en güzel olandır,” buyurdular. “En akıllısı, en zekisi kimdir?” diye sordu. “Ölümü en çok hatırlayan ve ölüm gelmeden önce ona en güzel şekilde hazırlık yapandır. İşte en akıllı bunlardır.” buyurdular. Bu cevaptan sonra genç sustu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bize döndü ve “Ey muhâcir topluluğu! Başınıza şu beş şey geldiği zaman artık hiçbir şeyde hayır kalmamıştır. Bu beş şeyin sizin başınıza gelmesinden Allâhü Teâlâ’ya sığınırım.

1- Zina açığa çıkar ve açıkça işlenirse, muhakkak vebâ hastalığı artar ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar çıkar.

2- Ölçü ve tartıda eksiklik yaparlarsa muhakkak kıtlık, geçim sıkıntısı ve idarecinin zulmüne uğrarlar.

3- Mallarının zekâtlarını vermezlerse muhakkak gökten bir damla yağmurdan bile mahrum bırakılırlar. Hayvanlar da olmasa hiç yağmur göremezler.

4- Allâhü Teâlâ’ya ve Resûlü’ne verdikleri sözlerinden dönerlerse Allâhü Teâlâ onlara, kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder de sahip oldukları servetlerin, mülklerin bir kısmını alırlar.

5- İdarecileri, Allâhü Teâlâ’nın kitabıyla hüküm vermez ve Allâhü Teâlâ’nın hükümleri karşısında onları serbest bırakır (işlerine geldiği gibi amel ederler)se Allâhü Teâlâ aralarında harb, fitne ve ihtilaflar çıkarır.”

Allah’a emanet olunuz.
Selam, duâ ve muhabbetle…

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkelerinin Bayrakları

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, affı, mağfireti, rızası üzerinize olsun

Ortadoğu’daki ve Kuzey Afrika’daki bazı ülkelerin bayrakları üzerine ufak bir araştırma yapmak istedim. Çünkü ortak renkleri olduğunu fark ettim. Renklerin anlamları, çizgiler ve diğer semboller ilgi çekici geldi.

Araştırmayı evdeki İslam ülkelerine dair ansiklopediden yapmaya çalıştım ama ülkelerin bayraklarına ilişkin düzgün bir kaynak bulamadım. Başka kaynağımda olmadığı için internete yöneldim.

En başa uzak coğrafyalarda zulüm altında inleyen kardeşlerimizin olduğu iki ülkenin de bayraklarını farkındalık oluşturmak amacıyla ekledim.

Ulusal Bayraklar:

Etnik Bayraklar:

Myanmar (Burma):

Doğu Türkistan:

Azerbaycan:

Pan-Arap Renkleri (Arap ülkelerinin bayraklarında kullanılan ortak renkler):

İran: 

Irak:

Birleşik Arap Emirlikleri:

Yemen:

Kuveyt:

Suriye:

Lübnan:

Ürdün:

Filistin:

Mısır:

Sudan:

Libya:

Tunus:

Cezayir:

Yemen:

Selam, duâ ve muhabbetle,
Allah ‘a emanet olunuz.

Cehennem Ateşinden Korunma Duâsı

Allah ‘ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, affı, mağfireti, merhameti, rızası üzerinize olsun

“Sabah namazını kıldığında hiç kimseyle konuşmadan önce yedi defa “Allahümme ecirnî minennâr” (Allah ‘ım, beni Cehennem ateşinden koru) de. Eğer o gün ölürsen Allah senin için Cehennem ateşinden koruyucu bir berat yazar. Akşam namazını kıldığında hiç kimseyle konuşmadan önce yedi defa Allahümme ecirnî minennâr” (Allah ‘ım, beni Cehennem ateşinden koru) de. Eğer o gece ölürsen Allah senin için Cehennem ateşinden koruyucu bir berat yazar.” (Müsned, 4/234)

Resulullah (s.a.v.) Hâris et-Temîmî ’ye şöyle buyurmuşlardır:
“Akşam namazını kıldığın zaman yedi kere şöyle de: “Allahümme ecirni minennâr” (Allah ‘ım beni Cehennem azabından koru). Şayet bu duâyı okur, o gece de ölürsen, Cenab-ı Hak seni Cehennemden uzak kılar. Aynı şekilde sabah namazını kıldıktan sonra okur, o gün ölürsen, yine Cehennemden âzat kılınmış yazılırsın.” (Ebû Dâvud, Edeb: 110; Hadis No: 5079)

Selam, duâ ve muhabbetle,
Allah ‘a emanet olunuz…